Eğitim

Liseye giriş sınavı tarihe karışıyor!

Milli Eğitim Bakanı Selçuk'un açıkladığı 2023 Eğitim Vizyonu ile birlikte liseye giriş için yapılan sınav 2 sene içinde tarihe karışıyor.

Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından açıklanan "2023 Eğitim Vizyonu"nda yer alan hedefleri değerlendiren eğitim yazarı ve Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Danışmanı Turgay Polat, "Anaokulunun zorunlu hale getirilmesi ve 5 yaşında eğitime başlanmasının ileride getirisi yüksek olur. Ders sayılarının azaltılması, sürelerinin kısaltılması ise olumlu bir karar. Sınavlarla ilgili verilen mesajlar da net. Bu dönüşüm yaşanırsa 2 yıl içinde ilköğretimden liseye sınavla geçiş tarihe karışabilir" dedi.

Açıklanan belgenin Cumhuriyet tarihinde Hasan Ali Yücel'den sonraki en önemli değişiklikleri içerdiğini söyleyen Turgat Polat, en temel değişimin eğitim felsefesinde yaşanacağına dikkat çekti. Türkiye'de eğitimin düzelmesi için merkezi sınavların kaldırılması gerektiğini belirten Polat, "Eğitimin sınav odaklı hale gelmesi büyük sorunlara sebep oluyor. Bu nedenle ilk olarak 4'üncü sınıfa kadar olan not sisteminde değişiklikler yapılacak. Öğrenciler artık karnenin sol tarafında yer alan notlar yerine sağ tarafta bulunan davranış ölçütlerine göre değerlendirilecek. 4'üncü sınıftan 8'e kadar ise portfolyo değerlendirmesi yapılacak. Bu kapsamda öğrencilerin okul dışında yaptığı sportif ve sanatsal faaliyetler dikkate alınacak. Liseye geçişte de bu portfolyolara bakılacak. Sınavla öğrenci alan liselerin oranı yüzde 1'in altına düşürülecek. Hatta 2 yıl içinde ilköğretim sonunda yapılan sınavın tarihe karışacağını düşünüyorum" diye konuştu.

"DERS SAYISI YARIYA İNECEK"

Lise kısmında ortaya konan hedefin daha büyük olduğunu dile getiren Polat, "Öğrenciler 16 dersle liseye başlıyor. 10'uncu sınıfa geçtiğinde ise alan seçiyor. Bu durum değişecek. Öğrenci liseye geçtiğinde artık elindeki portfolyoya bakılarak ilgi alanına göre 7-8 dersle karşılaşacak. Ders programı sadeleştirilecek. Öğrenci 11 ve 12'nci sınıfa geçtiğinde ise üniversiteye hazırlanacağı alt dersler almaya başlayacak. Bunlardan notlar alırken portfolyosu da devam edecek. Öğrencilerin katıldığı yarışmalar dahi üniversiteye girişte etkili olacak. Üniversite sınavının kaldırılmasına yönelik bir madde yok ama 12'nci sınıfın üniversite hazırlık sınıfı olması demek çok önemli bir ayrıntı. Burada amaç hem öğrencileri hazırlamak hem de üniversiteye hazırlık kursların tamamen sona ermesi. Alt metinde okunması gereken bir başka mesaj da her okulun diploma verdiği öğrenciyi üniversiteye hazırlaması. Öğrenci mezun olsa bile okulun imkanlarından üniversiteye hazırlanmak için yararlanabilecek" ifadelerinde bulundu.

"ÇOCUKLARDA DİKKAT SÜRESİ 10 DAKİKA"

Okula yeni başlayan çocuklarda dikkat süresinin 10 dakika olduğunu söyleyen Polat, "Bu nedenle 40 dakika ders yapamazsınız. Birçok ülkede teneffüsle ders süreleri eşittir. Bizde de buna geçiş olabilir. Öğlene kadar teneffüs ve ders süreleri eşit olacak şekilde ders, öğleden sonra ise okul bölgesi olarak tanımladığımız alanda çocukların kendi becerilerini geliştirebilecekleri bir sistemden bahsediliyor. Yapılması çok zor değil, bu şekilde ilkokullarda ciddi bir değişikliğe gidilebilir" dedi.

"5 YAŞINDA BAŞLAYACAK EĞİTİMİN İLERDE GETİRİSİ YÜKSEK OLUR"

Dünyanın her tarafında okul öncesi eğitimin çok önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Polat, "Erken çocukluk eğitimi dünyada hem ekonomik karşılığı olan hem de var olan yaşamı tasarlamak açısından önemli. Bu açıdan bence alt yapı yetersizliğinden dolayı bu konuda geç kaldık. 2020 yılında 5 yaşından itibaren eğitimin zorunlu hale gelmesi konusunda çok net bir hedef kondu. Türkiye'nin bu eğitim vizyonu içinde en önemli hedefi bu olmalıdır. Çünkü 5 yaşında başlanan eğitimin ilerde getirisi çok yüksek olacaktır. Bu açıdan kararı destekliyorum. Hayat geçirmek için daha fazla okul ve öğretmene ihtiyacımız var. Ancak hiçbiri yapılamayacak şeyler değil" diye konuştu.

"YABANCI DİL KONUSUNDA DAHA GÜÇLÜ ADIMLAR ATILMALI"

Yabancı dil konusunda daha keskin bir dönüş beklediğini belirten Polat, "Tüm İngilizce öğretmenlerinin yeniden eğitimden geçirilmesi, yüksek lisansa dahil edilmesi, yurtdışına gönderilmesi, ana dili İngilizce olan insanlarla yan yana getirilmesi, materyallerinde değiştirilmesi, ilk 4, ikinci 4 ve lisede ayrı müfredat olması gibi ciddi hedefler var. Ancak bu konuda alınması gereken çok yol var. Bu nedenle beklentim daha yüksekti" dedi.

ÖĞRETMENLİKTE YENİ DÜZENLEMELER

Açıklanan vizyonda öğretmenlere çok önemli bir yer ayrıldığını ifade eden Polat, "Artık eğitim fakültesi bitirip bir belgeyle 'Ben öğretmen oldum' demenin sonuna geldik. Öğretmen olabilmek için Sınıf Öğretmenliği ve Okul Öncesi Öğretmenliği bölümleri dışından lisans mezunu olmak yetmeyecek. Herhangi bir lisans programını bitirdikten sonra mutlaka lisans üstü bir programı bitirmek gerek. O bittikten sonra Milli Eğitim Bakanlığı'na (MEB) başvurulacak ve 1 yıl stajın ardından bakanlık tarafından pedagojik formasyon verilecek. MEB uygun gördüğü taktirde kişi öğretmenlik yapabilecek. Bunun yanında öğretmenlik mesleğini tanımlayan bir kanun çıkacak. Bu da olumlu bir değişiklik olacak. Eğitim yöneticilerinin atanması artık bir mülakat veya yönlendirme ile değil tamamen objektif kriterlere, bir yazılı sınava ve yetkinliklerine bağlı olarak gerçekleşecek. Okul yöneticilerinin yetkileri de buna göre düzenlenecek. MEB'i en fazla zorlayacak kısım da bence burası olacak" diye konuştu.

"OKULLARIN PERFORMANSLARI ÖLÇÜLECEK"

Hedeflenen bir başka değişimin eğitim bölgeleri oluşturmak olduğunu söyleyen Polat, "ABD'de okul bölgeleri diye bir tanım vardır. Bu bölgelerdeki ekosistem okullara göre şekil alır. Çocuk ilkokula başladığında hangi lisede okuyacağını da bilir. Bizde de böyle bir uygulama yapılabilir.  Okullara hedefler konabilir. Yine bu noktada okulların performansının ölçüleceği de söylendi. Bu ölçümün yapılması kendiliğinden dönüşümü de sağlayacaktır" ifadelerinde bulundu.

60 BİN OKULA BECERİ LABORATUVARI GELECEK

Üniversitelerin teknokentleri içinde Fen Lisesi açma fikrini de desteklediğini dile getiren Polat, "Bu şekilde Rusya'daki gibi her üniversiteye bir Fen Lisesi açmış olacağız. Bunun dışında Bilişim Meslek Liseleri açılması da söz konusu. Bu da desteklenmesi gereken bir karar. Organize Sanayi Bölgeleri içindeki meslek lisesi sayılarının artırılması da yine önemli noktalardan biri. Onların da son zamanlarda başarılarını görmeye başladık. Konsept liseleri açılacak olması da önemli. Ancak bu program içinde benim en çok desteklediğim ve gerçekleştiğinde büyük bir dönüşüme imza atacak olan şeyler MakerLab ve STEM labler. 60 bin okulda beceri laboratuvarlarının yapılması hedefi ile artık okulda bilgiyi ezberleyen değil bu alanlarda bir şeyler üreten çocuklardan bahsedeceğiz. Bu kültür bizi dönüştürecek" diye konuştu.