Gündem

Şule Çet davasında sanık annesi: Kızına sahip çıksaydın

Şulet Çet davasının 2. duruşmasında davalı ve davacı avukat ve tanıkları dinleniyor. Duruşma, Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Üniversite öğrencisi Şule Çet, neredeyse 1 yıl önce Ankara’daki bir plazanın 20. katından atılarak öldürülmüştü. İntihar ettiği iddia edilen Şule’nin şüpheli ölümü ile ilgili açılan davanın 2. duruşması bugün görüldü.

Çet’in katil zanlıları Çağatay Aksu ve Berk Akand’ın yargılandığı davada 2. duruşması Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Sanıklar, “cinayet”, “cinsel saldırı” ve “hürriyeti tehdit” suçlarından yargılanıyor.

SANIĞIN ANNESİNDEN ŞULE’NİN BABASINA HADSİZ İFADELER

Mahkemede dinlenilen Şule’nin arkadaşı, 6 yıldır tanıdığı Şule için intihar edecek bir psikoloji olmadığını, ayrıca psikiyatriye gittiklerini de belirterek doktorun kendilerine bir şeyleri olmadığını söylediğini açıkladı.


Şule’nin arkadaşı Gözde Yalçın da mahkemede dinlendi. “Şule’nin intihar ettiğine inanmadığını söyleyen Yalçın, olaydan 2 hafta önce Şule’nin kendisini arıyarak işten çıkarıldığını ve parasını alamadığını söylediğini ifade etti. Yalçın ayrıca, Şule’nin Çağatay’ın kendisini rahatsız ettiğini söylediğini belirtti.

Sanık Çağatay Aksu’nun annesi, “Oğlumun terbiyesi benden sorulur” ifadelerini kullandı. Şule’nin babasının bu ifadeye tepki vermesi üzerine ise, sanık Aksu da, “Siz de kızına sahip çıksaydınız.” dedi.

Mahkeme başkanı Aksu’nun annesine olay günü oğlu ile konuşup konuşmadığınnı sordu:

Anne Aksu, gündüz konuştuklarını, daha sonra gece 2’ye çeyrek kala kendisinin oğlunu aradığını söyledi.

Ses tonundan alkollü olduğunu anladığını söyleyen anne Aksu, sinirlenip telefonu kapattığını söyledi. Anne Aksu, oğlunun kendisine “Biz anne Rıfkı’da oturduk, plazaya gittik. Anne odaya girdiğimde beli yarıya kadar sarkmıştı. ‘Ben gidiyorum’ dedi ve düştü’ dedi” şeklinde konuştu.

Daha önce olay sırasında uyuduğunu iddia eden Berk Akand, yatak yorgan uyumadığını, içinin geçtiğini söylediğini öne sürdü.

Çet ailesinin avukatı Yıldırım konuya ilişkin, “Şu anda gsm kayıtlarından baz istasyonu kayıtlarını inceliyorlar. Şule’nin telefonunun konum verileri ile görüntüleri karşılaştırdığımızda hangi saatte hangi odada olduğu dair anlaşılabiliyor. Aynı şekilde Berk Akand’ın da hareketleri belli oluyor. Baz istasyonu verilerine göre Berk iddia ettiği gibi uyumuyor. Hareket ettiği görülüyor.” dedi.

Jaluzilerin yerinin değiştirilmesine ilişkin Sanık Çağatay Aksu, bunun 70 metre yükseklikten görülemeyeceğini iddia etti.

ŞÜPHELER GÖRÜNTÜLERLE DESTEKLENDİ

Şule Çet’in ailesinin avukatı Umur Yıldırım, sanıkların hikaye anlattığı söyleyerek, delillerin nasıl karartıldığını projeksiyona yansıtılan fotoğraflar ile anlattı.

Olay sırasında eşyaların nasıl durduğu, olaydan sonra nasıl durduğunu karşılaştıran Yıldırım, koltuk, pencere, sehpa ve perdeler gibi birçok şeyin yerinin ve açısının değiştiğini ifade etti.

Yıldırım, Akant’ın uyuduğunu önceki duruşmada uyuduğunu iddia ettiğini hatırlatarak baz istasyonu verilerine göre Akant’ın telefon ile birlikte hareket halinde olduğunun anlaşıldığını aktardı.

Avukat Yıldırım, mahkemede şu şekilde konuştu:

“Olay iddia edildiği gibi misafir odasında değil de makam odası diye nitelenen büyük salonda yaşandı. Misafir odasının o kadar toplu olma sebebi delillerin karartılması değil o odaya gidilmemiş olmasıdır. Olayın misafir odasında yaşandığını iddia ederek sanıklar birbirini korumaya çalışıyor. Salondaki camda Berk Akand’ın avuç içi izinin olması da bunu doğruluyor. Aynı zamanda Şule’nin düştüğü yer de dikkate alındığında salon camının altında olduğu görülüyor. Berk bu davanın en büyük sanığı olduğu kadar tanığıdır da… Berk bir önceki duruşmada Çağatay’ın bardakları yıkadığını itiraf etti. Şule’nin kanında bulunan ilaca evinde ve çantasında ulaşılamadı. Bu ilaç Şule’nin içeceğine mi karıştırıldı?

Şule’nin kanında bulunan uyku getirici hapın kabı ne çantasında ne de evinde bulunamamıştır. Bence tartışılması gerekilen konu uyku getirici hapın nasıl kanında bulunduğu olmalıdır. 2016’daki rapordan Şule’nin psikolojik sorunu olduğu söyleniyor, annesi öldüğü için hatta babası para göndermediği için intihar etmiş olabileceği söyleniyor. Ama düzenli olarak hap kullanmıyor. Bunlar tamamen manipülasyon.

Sanık avukatları Şule’nin ekonomik gerekçe ile intihar ettiğini iddia ediyor. Hangimiz babamız para göndermiyor diye kendimizi bir plazanın 20. katından aşağı attık?

Olay günü çekilen videolarda perdelerin inik olduğu gözüküyor, sabah polisler tarafından çekilen fotoğraflarda ise perdelerin açık olduğu gözüküyor. Demek ki olaydan sonra perdelerin nasıl durduğunu hatırlayamadıkları için öyle ayarlamışlar.

İfadelerinde hava almak için camların açık olduğunu söylemelerine rağmen çekilmiş görüntülerde perdeler kapalı. Demek ki mahrem bir şeyler yaşandı ki perdeleri kapatma ihtiyacı hissettiler. Sabah da nasıl ayarlaması gerektiğini bilemeyip perdeleri açtılar.”

Öte yandan, avukat ve kadın hakları savunucuları gibi birçok platformdan ilgi gösteriliyor. Yoğun katılım nedeniyle mahkeme salonunda yer kalmadığı için avukatların bir kısmı dışarıda kaldı. Avukatların içeri alınmasının ardından ancak duruşma başlayabildi.

Şule Çet davasının 2. duruşması başladı

Duruşmada söz alan sanık Berk Akand, olaydan 1 saat önce Şule ile birlikte fotoğraflarını Facebook’tan paylaştığını belirterek “Allah aşkına hakim bey hangi manyak yapar bunu?” dedi. Mahkeme salonundan “Sizin gibi manyaklar yapar” sesleri yükseldi.

Çet ailesinin avukatları savunmalarını yaptı. Avukat Onur Tatar Mersin Üniversitesi Raporu’nu hazırlayan kişilerin gelecek celsede dinletileceğini belirterek şöyle konuştu:

“Meslektaşlarım ise mahkemeye sundukları rapor ile tartışmaya neden olan Mehmet Nuri Aydın’ı buraya getirebilirler mi? Daha önce meslekten çıkarılan adlı tıp uzmanı Aydın, geç saatte içkili ortamda olanların kişinin rızasında olduğunu belirtiyor. Bu anlayışla biraz önce Çağatay’ın ağzından ‘Kızına sahip çıksaydın’ ifadesi çıktı.”

Tatar, sanıkların Şule ile tokalaşmaktan başka temasları olmadığı şeklindeki savunmalarına “Anal bölgedeki ısırık ve tükürük ne? Tecavüz ettiniz. Maktulün kanunda tespit edilen ilaç direncini kırmış. Yani her şey planlanmış.” diyerek tepki gösterdi.

Çet ailesinin avukatlarından Ferhat Gebeş ise, Aksu’nun Şule’nin düştüğünü ancak tutamadığı yönündeki ifadeleri hatırlatarak cam üzerinde ne sanıkların ne de maktulenin parmak izi olmadığını söyledi.

Gebeş, Şule’nin dört ayak üstü düşmesinin imkansız olduğunu söyledi. Gebeş, ayrıca, Şule’nin ayakkabılarının ayağında olmadığını önce sol sonra da sağ ayakkabısının atıldığını aktardı. Şule’nin sol ayağında çorap olduğunu fakat sağ ayağında olmadığını söyleyen Gebeş, “Diğer çorap nerede?” diye sordu.

Şule’nin düşme sonrası görüntüleri projektör ile salona yansıtıldı. Duruşma salonunda bu anları görenler, duygusal anlar yaşadı.

Sanık Çağatay Aksu, yorulduğunu belirterek “Delil bulursanız beni asın” ifadelerini kullandı.

Kendi DNA örneği olmadığını savunan Aksu, şöyle konuştu:

“Tecavüz edeceksiniz ve DNA örneğiniz geçmeyecek, mümkün değil. 10 aydır ceza evindeyim. Her geldiğimde suçlamalar değişmiş oluyor. Umur Bey tanık ifadeleri için yönlendiriyor. Pınar’ı aramış ve porno görüntümüz olduğunu söyleyerek yönlendirmiş.

Beni senaryo ile yargılamayın. Ben beraatimi alıp gideyim. Cezaevinde ödül almışım. Cezaevindekiler suçluyu gözünün içinden tanıyor. 70 metreden insan düşerken ayağından çıkması kadar normal bir şey var mi? Raporlarda tecavüz ile ilgili bir şey var mı? Cezaevinde yatmayı hak eden bir insan değilim.

Ben dünyaya ceza evinde çürümek için gelmedim, ben kaçmak isteseydim benim saçımın telini bulamazlardı. Beraatimi istiyorum hakim bey.”

Davanın 3. duruşmasının 10 Temmuzda görülmesine ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.