Kültür Sanat

Antoine de Saint-Exupery ve Küçük Prens

Küçük Prens, Antoine de Saint-Exupery'in kaleminden çıkan, içindeki çocugu bastıranların, sevgiyle kendilerine yepyeni bir pencere açacakları öyküdür.

Antoine de Saint-Exupery’in bu muhteşem eseri hakkındaki yorumlarımı belirtmeden evvel, öncelikle sizlere bu kitabın asla bir çocuk kitabı olmadığını söylemek istiyorum.

Özenle çizilmiş suluboya resimlerine, ya da janjanlı kapak fotoğrafına aldanıp ta bunun bir çocuk kitabı olduğunu düşünmeyin sevgili okur, zira eser Dünya üzerindeki tüm içi çocuk dışı yetişkin karakterlere yazılmış muazzam bir eserdir.
Ki yazarında eseri bu amaçla yazdığını sizlerde okudukça göreceksinizdir.

Böyle bir duygu ile yazılmasaydı, hala her yaş grubundan, her eğitim seviyesinden, farklı görüşlerden ve cinsiyetlerden olan insanların başucu kitabı olmazdı.
Her ne kadar fantastik ve kurgusal öğeleri fazlasıyla barındırsa da eser, bir solukta okunabilecek akıcılıkta, anlamca zengin, üslupça sade bir anlatım ile, ilk satırdan son heceye, okuru bilinmezlere doğru bir serüvene çıkarmakta ve okurken zaman mevhumunu yitirmesine neden olmaktadır. Okudukça güzel dersler çıkartılabilecek ve en önemlisi de Küçük Prens ile mutlak bir özdeşlik kuracağınız bu güzel eseri bir an önce okumanız temennisiyle ..

KÜÇÜK PRENS

Altı yaşındaki küçücük bir çocuğun yalnızlığının içselleştirilerek başladığı eser, karakterimizin en büyük hayalinin nasıl kırgınlıkla yıkılıp, gömüldüğünü ele alarak başlıyor.
Henüz 6 yaşındayken, resme ilgi duyan ve zihninde canlandırdığı her nesneyi çizmek isteyen karakterimiz, bir gün bir öykü kitabının zihninde uyandırdığı güzel bir düşle bir boa yılanı çizer. Çizdiği resmi büyüklere göstererek onların fikirlerini almak ister. Ancak büyükler bunun bir boa yılanından ziyade daha çok bir şapkaya benzediğini söylerler.

Oysaki karakterimiz bunun bir boa yılanı olduğunu düşünür, çünkü böyle görmektedir. İnsanların bakış açısının farklılığından kaynaklanan durumu kendisine dert etmeye başlar. Çünkü ona göre büyükler kendisini anlamamaktadır.
Zamanla büyüklere karşı içerisinde oluşan kırgınlık kızgınlığa dönüşür ve resim yapmaktan vazgeçerek pilot olmaya karar verir.

" style="border-style:solid; border-width:2px; height:551px; width:625px" />

Bir gün Sahra Çölü üzerinde hareket halindeyken uçağın motorunda gerçekleşen bir arıza nedeniyle iniş yapması gerekir. Ancak yanında 8 gün kendisine yetecek kadar su ve yiyecek vardır. Tek başına geçireceği 8 günlük bu süreç aslında kendisini bulacağı ve hayatını sorgulayacağı bambaşka bir pencere açacaktır.
Karakterimiz, sakin geçirdiği bir gecenin ardından birden bir sesle irkilir. Karşısında kendisine yeni bir hayat görüşü sunacak olan Küçük Prens durmaktadır.

Küçük prens ile geçmişin derin izlerini yeniden hatırlayıp, silecek olan karakterimiz, sevgi ve mermametin eşiğinde kendini bulacaktır. 
Küçük Prens tıpkı karakterimiz gibi büyüklerin kendisini bir türlü anlamadığından dert yanarak asteroidleri yani küçük gezegenleri gezmeye karar vermiştir.

 Gezenin birinde her şeyini yönettiğini söyleyen bir kral, diğerinde kendini beğenmiş bir adam, sayılarla uğraşan bir işadamı, devamlı fenerini yakıp söndüren bir fenerci ve devamlı içen bir ayyaşla karşılaşır. En sonuncu gezegende buluşlarını kaybeden bir kaşife rastlar. Kaşif ona dünyaya gitmesini söyler. Böylece prensimizin gittiği yedinci gezegen dünya olur. Dünyada bir tilkiyi evcilleştirir.

" style="border-style:solid; border-width:2px; height:391px; width:625px" />

Tilki ona bir sır verir: "İşte sırrım, çok basit: En iyi yüreğiyle görebilir insan.Gözler asıl görülmesi gerekeni göremez." der. Diğer gezegenlerde gördüğü karakterlerin aynısının dünyada binlerce olduğunu görür. Böylece bir yıl kaldığı dünyadan kendi gezegenine dönmek ister. Çünkü orada bakmak zorunda olduğu bir çiçeği vardır. Aslında o çiçekten dünyada binlercesi vardır ama büyükler çiçeklerinin kıymetlerini bilemezler. Ayrılık pilotumuz için zor olur çünkü aradığı konuşma arkadaşını çok geç bulmuştur. Küçük Prens gezegenine döner, pilotumuz da uçağı tamir edip ülkesine döner. Hiçbir zaman prensi unutamaz ve altı yıl sonra bu öyküyü kaleme alır.

"Eğer yolunuz Afrika'ya düşerse, eğer bir çocuk size doğru geliyorsa, gülüyorsa, altın sarısı saçları varsa o olduğunu hemen anlayacaksınız. O zaman n'olur, beni böyle kederler içinde bırakmayın geri döndüğünü yazın..." diyerek öyküsünü sonlandırır.

NEDEN KÜÇÜK PRENS?

"Küçük Prens" her yaşta okurun her defasında ayrı tatlar alarak okuyacağı olağanüstü güzellikte bir öyküdür. Bunun yanında zengin felsefi açılımlara olanak tanımaktadır. Bu tür bir uygulama için seçilecek öykünün, çocukları düşünmeye yönelten bir nitelik taşıması, çeşitli kavramları tartışma olanağı yaratmaya elverişli olması gerekir. 
Küçük Prens, çocuk öykülerinin alışılmış kalıplarının tuzağına düşmez.

" style="border-style:solid; border-width:2px; height:399px; width:625px" />

Örneğin; tilki ve yılan kötü olarak betimlenmez. Sevgi, dostluk, değer gibi kavramlardan başlayarak ayrımcılığa, insan haklarına kadar uzanan geniş bir kavramsal tabana oturur. İçinde yaşadığımız dünyayı çocuk bakış açısıyla eleştirir. "Çocuklar için Felsefe" programı için çok elverişli bir tartışma ortamı hazırlar.

ALTINI ÇİZDİĞİM SATIRLAR

✓  "Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki."İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. 

✓ Eğer kelebekleri tanımak istiyorsak bir kaç tırtıla katlanmak gerekir.

✓ Sahibi olmayan bir elmas bulursan, o elmas senindir. Sahibi olmayan bir ada bulursan, o ada senindir. Bir buluş yaparsan patentini alırsın, buluş senin olur. Madem ki yıldızlara sahip olmak benden önce kimsenin aklına gelmedi, yıldızlar benimdir.

✓ İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. En temel şeyi gözler göremez.

✓Senin gülünün diğerlerinden daha önemli olmasını sağlayan şey, ona ayırdığın vakittir.

✓ Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan daha güçtür. Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.

✓ İnsanların nerede oldukları asla bilinmez. Rüzgar onları oradan oraya gezdirir durur. Köklerinden yoksundurlar bu da onlar çok rahatsız eder.

✓ Sana ait olanı bu kadar önemli yapan,onun için harcadığın zamandır. Gün batımını bile beklemek gerekiyor!

✓ İnsanların artık hiçbir şeyi anlamaya vakitleri yok. Onlar her şeyi tüccarlardan satın alıyor. Ama dost satan tüccar olmadığı için artık insanların dostları yok.

✓ Eğer benim bir atkım varsa, onu boynuma dolayabilirim ve ya alıp götürebilirim. Ama sen yıldızları asla yerinden söküp alamazsın!

ANTOİNE DE SAİNT-EXUPERY KİMDİR ?

" style="border-style:solid; border-width:2px; height:383px; width:625px" />

Fransa'nın Lyon şehrinde doğdu. Aristokrat bir aileye mensup olan Exupéry dört yaşındayken babasını kaybetti. Babasının ardından aile hızla yoksullaştı. İlk öğretmenleri anneleri oldu. Exupéry okulda başarılı değildi. Ödevlerle arası yoktu, sürekli ceza alıyordu. Uçaklarla 12 yaşında tanıştı. Evlerinin yanındaki hava alanına gizlice girer uçakları yakından seyrederdi. 12 yaşındayken bir pilot onu uçağına aldı ve uçurdu.

Kardeşi François'in ölümü onu ve ailesini çok sarstı. Liseyi bitirdikten sonra pilot olmayı çok istediği halde annesini kırmamak için denizcilik okuluna kaydoldu. 19 yaşında Ecole des Beaux-Arts'ta mimarlık fakültesine girdi. 21 yaşında orduya çağrıldı. Eğitimini yarıda bırakıp askere gitti. Askerlik görevini Fransız Hava Kuvvetlerinde teknisyen olarak yaptı. Strasbourg şehrinde pilotluk eğitimi aldı. Askerliğin ardından ailesinin isteği üzerine Paris'te bir ofiste kamyon satıcısı olarak çalışmaya başladı. Ticaret yaşantısında başarısız oldu. Bu arada yazı yazmaya da başlamıştı.

1926 yılı hayatında bir dönüm noktası oldu: Tekrar uçmaya başlamıştı. Toulouse ve Dakar arasında posta servisi yapan uçağın pilotu olarak göreve başladı. İlk kitabı Güney Postası'nı bitirdi. Burada ilk uçuş deneyimlerini anlatıyordu. Aynı şirketin Arjantin bölge sorumluluğuna getirildi. Gece Uçuşu adlı romanı Arjantin'deki yaşantısını anlatır. Paris'te evlendi. 35 yaşındayken uçağı arıza yaptı ve Tunus'ta çöle zorunlu iniş yaptı, kayboldu. Dört günlük zorlu çöl macerası ardından bir Bedevi tarafından bulundular.

İspanya İç Savaşı boyunca Fransız gazetesi adına muhabir olarak görev yaptı. Havacılık alanında birçok buluşa imza attı. Gece uçuşlarını düzenleyen cihazların geliştirilmesinde katkı sağladı. II. Dünya Savaşı başladığında Fransa, Almanya'nın işgaline uğradı. Komutanları Exupéry'ye sağlık durumunun savaş şartlarına uygun olmadığını söylemesine rağmen o askere yazıldı. Fransa'nın yenilgisi üzerine ABD'ye gitti. Buradayken yazdığı Dünya ve İnsanlar ile Savaş Pilotu adlı iki kitabı New York'ta çok tutuldu. En önemli eseri Küçük Prens'i de bu dönemde yazdı . Ülkesinin işgal altındaki durumu onu çok üzmekteydi. Olaylar karşında sessiz kalamayacağına karar vererek ABD ordusuna katılarak yüzbaşı rütbesiyle Kuzey Afrika'ya gitti. Görevi Alman ordularının hareketini havadan izlemekti.

31 Temmuz 1944'te uçağı vuruldu ve Marsilya açıklarında denize düştü. Uçağının enkazı 2000 yılında balıkçılar tarafından bulundu.

ESERLERİ

✓ L'aviateur

✓ Vol de nuit (Gece Uçuşu)

✓ Terre des Hommes

✓ Pilote de Guerre (Savaş Pilotu)

✓ Le petit Prince (Küçük Prens

✓ Citadelle

✓ Courrier sud (Güney Postası)

 

Kaynak : Sadecehaber

  • USD
    1.1177
    6.31895
  • EURO
    1.8491
    7.4358
  • ALTIN
    0.1141
    1205.625
  • Gram ALTIN
    1.1558
    244.785