2009 yılında tümamiralliğe terfi eden ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Lojistik Başkanlığı görevini yürütürken 11 Şubat 2011 tarihinde Balyoz Davası nedeniyle tutuklanan Soner Polat 2013 Yüksek Askeri Şurası’nda emekli edildi. Emeklilik sonrasında 6 Eylül 2013’te Hasdal’dan Silivri Cezaevi’ne gönderildi. 18 yıla mahkum oldu. 19 Haziran 2014’te tahliye edildi. Yapılan yeniden yargılama sonucu beraat etti. Kumpas mağduru Soner Polat, Aydınlık Gazetesi’ndeki köşesinde 2. Ordu Komutanı Metin Temel’in görevden alınmasını şöyle değerlendirdi:
15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı, Türkiye örtülü ve hatta fiili işgal altında olacaktı. Hain darbe girişimi TSK’nın milli unsurları ve Türk milleti sayesinde boşa çıkarıldı. Bu darbe girişiminin bastırılmasında bazı komutanlar kilit rol oynadı. Bunların arasında öne çıkanlardan birisinin, belki de birincisinin Org. Metin Temel olduğunu ileri sürmek, sanırım diğerlerine haksızlık olmaz! Org. Temel, kalıpların dışına çıkabilen, emir-komuta zinciri kırıldığında bağımsız ve doğru hareket edebilen cesur bir subay olduğunu ispat etti. Kurmay tabiriyle “durumdan vazife çıkarabilme yeteneğinde” olduğunu gösterdi. Eğer bürokrasi çarkları içine gömülen, emir almadan hareket edemeyen bir yapıda olsaydı, darbeciler İkinci Ordu’da süratle zemin kazanırdı. Kendisi darbecilerin bir numaralı hedefiydi. Hem kendini, hem birliğini aldığı bir dizi tedbirle korudu. Daha sonra durum üstünlüğü ve inisiyatifi ele geçirerek İkinci Ordu’daki darbecilerin hayallerine kesin olarak nokta koydu. Org. Temel’in PKK’ya karşı verdiği amansız mücadeleyi de unutamayız. Bu alanda da çok önemli başarılar kazandı. Mücadelenin sembol isimlerinden birisi oldu. PKK’nın öncelikli hedefi olduğunu biliyoruz.
SAYGIN BİR YER EDİNDİ
Ülkelerin tarihlerinde kader anları vardır. Bu anlar ya büyük bir hüsran ya da görkemli bir zafer ile sonuçlanır. Ve yine bu anlarda bazı kahramanlar sorumluluk üstlenerek öne çıkar ve millete mal olur. Kimse kimseyi kandırmasın! Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı ABD’ye karşı ve ABD’ye rağmen yapıldı. Rusya, İran ve Suriye’nin dudak bükmesine aldanmayalım. Eğer bu iki harekât yapılmasaydı, terör koridoru İdlib’e ulaşmış olacaktı. Bu durumda Suriye Ordusu ve Rus birlikleri son derece hassas bir duruma düşecekti. Bu iki harekât Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasal bağımsızlığının da garantisi olmuştur. Her iki harekâtı da sevk ve idare eden ve birliklerimizi zafere taşıyan Org. Temel, Türk milletinin gözünde ve gönlünde saygın bir yer edinmiştir.
AĞIR BEDEL ÖDERLER
Emir-komuta sisteminin dağıldığı, her tarafı sis bulutlarının kapladığı durumlarda ancak gerçek liderler hareket eder ve kendine manevra alanı yaratır. Bir ordu bu tür liderlere sahip olduğu ölçüde güçlüdür. İşler kötüye giderken savaş ancak böyle komutanlarla sürdürülebilir. Direnme mevzileri bu nitelikteki komutanlarla kazılabilir. Bu yeteneklerde olmayanlar enterne edilerek bir odaya kapatılır. Barış ve savaş koşulları birbirinden çok farklıdır. Bir komutanın gerçek değeri ancak harp sahnesinde anlaşılır. Yangın çıktığında kim soğukkanlılığını koruyup, doğru adımlar atabiliyorsa, o sahnenin komutanı odur. Böyle komutanları barış döneminin bürokrasi kargaşasından ve kaprislerinden koruyamayanlar savaşta ağır bir bedel öder.
Bir millet kahramanlarına sahip çıkmalıdır. Çünkü bir millet içinden ne kadar çok kahraman çıkarırsa ve ne kadar çok şehit verirse o kadar güçlü bir millettir. Kahramanı ve şehidi olmayan milletler ayaklar altında ezilir. Başka milletler nezdinde uşak muamelesi görür. Ülkesinin kaderini belirleyen bir harekâtın muzaffer komutanı, nedeni ne olursa barış döneminin bürokrasi çarklarında boğulamaz. Böylesine sıra dışı, muharip ruhlu komutanlardan “uysal, uyumlu, emret komutanım!” türü yaklaşımlar bekleyemeyiz. Bu nitelikteki komutanlar düşündüklerini, sistemin iyiliği için kendilerini düşünmeden açık açık söylerler. Yapılması gereken eğitim ve öğretim sistemini bu tür komutanların sayısını artıracak şekilde geliştirmektir. Eğer nitelikli komutanları bürokrasi çarklarında öğütürsek, bunun vereceği mesaj yıkıcı olur. Komutanlar risk almadan sadece söyleneni yapar; inisiyatif kullanmaz; birlik kriz anlarında hareket etmeden bekler.
TARİH KİTAPLARI YAZACAKTIR
Ordu Komutanlığı yapmış muzaffer bir komutanın Genelkurmay Denetleme Başkanlığına atanması teamüllere aykırıdır. Siyaset kurumu ve TSK üst kademesinin bu konuda uzlaştığı anlaşılmaktadır. Kişisel görüşüme göre, hem Türk milletine hem de önderlik niteliği olan askerlere hiç de iç açıcı olmayan talihsiz bir mesaj verilmiştir. Kahramanlarına, koşullar ne olursa olsun sahip çıkamayan bir sistem idare-i maslahat tuzağına düşer. Org. Temel, Türk tarihinin kritik bir kesitine, kaderin ağlarını ördüğü hayati bir döneme, işgal hedefli darbe girişimine önce mangal gibi yüreği, sonra bilgi ve becerisi ile damgasını vurmuştur. Daha sonra sınırlarımız ötesinde üst üste yaptığı harekâtlarla ABD-İsrail terör koridorunu paramparça etmiştir. Yalın gerçek budur. Tarih kitapları da bunu yazacaktır. Gerisi laf-ı güzaftır.